Sarının Hikâyesi
Bu işin dili nasıl görüntü arşivlerine, görüntü arşivlerini de canlı renk alanlarına dönüştürdüğüne dair kısa bir açıklama.
Bir kelime, onu zorlanmadan kullandığımız için basit görünür.
Sarı deriz ve rengin adlandırıldığını varsayarız. Kelime, sanki dünyanın sabit bir parçasına bağlıymış gibi dışarıya doğru temizce uzanıyor gibi görünür. Oysa dil hiçbir zaman hiçbir yerden işaret etmez. Her kelime bir kullanım tarihi taşır ve her kullanım geride izler bırakır.
Sarı basit bir gözlemle başlar. Sarı farklı dillerde aynı rengi tarif ediyor gibi görünse de, o kelimenin etrafındaki görüntü-dünya asla aynı değildir. Her dil kendi nesneler, semboller, ürünler, manzaralar, işaretler, illüstrasyonlar ve kültürel çağrışımlar arşivini toplar. Kelime tanınabilir kalır, ama çevresindeki dünya yavaşça değişir.
Proje bu farkı izler.
Her dil için sarının yerel kelimesi internete gönderilir. Görüntüler geri döner. Bu görüntüler toplanır, ölçülür ve renge sıkıştırılır. Ortaya çıkan şey sarının bir illüstrasyonu değil, kelimenin kendisini çevreleyen görsel alan tarafından üretilmiş bir sarıdır.
İnternet bir tür aynaya dönüşür. Dil dışarıyı işaret eder. Görüntüler geri döner. Renk ortaya çıkar.
İş canlı olarak render edilir. Her dil, kendi görüntü arşivinden üretilen ve sürekli değişen bir sarı alan olarak var olur. Alanlar hareket halinde kalırken, alttaki ölçümler periyodik olarak yeniden hesaplanır. Hiçbir sarı sabit değildir. Her biri ortaya çıktığı görüntü-dünya içinde sürüklenmeye devam eder.
Bu yöntem sarıyı hareket eden kültürel bir ölçüme dönüştürür; dil, görüntü arşivleri ve tekrar arasında canlı bir karşılaştırma kurar.
Sanatçı notu
Bob de Jong, Amsterdam merkezli çağdaş bir sanatçı ve araştırmacıdır; görüntüler, dil, hesaplama, hareketli görüntü ve enstalasyonla çalışır. Projeleri kelimeleri, görüntüleri, arşivleri ve kamusal durumları test edilecek malzeme olarak ele alır. Yapay zekâ ve algoritmik prosedürlerle kavramların diller, görüntü arşivleri ve kültürler arasında nasıl yer değiştirdiğini inceler. Çalışma, tanımanın nasıl üretildiğini sorar: görüntüler nasıl sabitlenir, dil farkı nasıl sıkıştırır ve dijital araçlar gerçek dediğimiz şeyi nasıl yeniden şekillendirir.